Portfolyolar
Emel Gökdemir
/ İstanbul
En iyi 'an' fotoğraflarının yerini hiçbir sinema filmi dolduramaz! Aldığımız duyumların zihnimizde oluşan izleriyse imgeler, bu izler bir hayli derin olsa gerek. Görüş alanıma giren her nesneyi istersem anlamlandırabilirim. Her bir duruşu, bakışı, gereksizlikleri ya da sebepsizliklerini hatta sonuçsuzluklarını gözlemlemek hobiye dönüşebilir. Bunun bana kattığı ise zihnimdeki izlerin, nesnelerin görüntülerinde anlamlandırdığım İmgeleri temsil etmesi. Bunları fotoğraf makinem olmasa nasıl çerçevelerdim? Birbirini tekrar eden fotoğrafları çekme isteğimi çoktan kaybettim. Tekrar eden 'bilgi' kölelikten başka birşey olamaz. Bu köleliğe hizmet eden fotoğrafların bu kadar çok olması da katlanılır gibi değil. Eğer fotoğraftaki imgesel bağlamları sadece kendi 'izlerimle' görüyor olsaydım bugün sahtelerini ayırtedemezdim. Demek ki 'başlangıçta' gördüğüm imgesel ilişkileri zamanla geliştirdim. Bir çerçevede oluşturulmak istenen 'etki' yi anlayabilirim. Peki bu etki, yani görsel algının en 'uyumlu' hali sözlere nasıl dökülebilir? Bak bunun imkanı yok!