Gösteriler
Serdal GÜZEL- "RABARBA" 10.10.2017 - 10.10.2017
Fotoğraf Gösterileri 

"RABARBA" 

Serdal GÜZEL
10 Ekim 2017, Salı, 19:30
İFSAK Nurettin Erkılıç Gösteri Salonu 







 Hepimiz hayatımız boyunca sayısız film, pek çok dizi ve haddinden fazla reklam izler, dinliyoruz. İzlediklerimiz görsel hafızamıza kazınıyor ve çoğu görüntüyü arkasındaki ses ile birlikte hatırlarıyoruz. Bir düşünün filmlerin, dizilerin sessiz olduklarını! İşte bu duyduğumuz sesler ne kadar gözümüzle göremesek de tek başına bile insanı güldürür, ağlatır ya da düşündürür, yani her koşulda etkiler. 

Peki zaman zaman oyunculuğu dahi tamamlayan bu sesler kimlere ait? Mütevazi ve sessiz sedasız bir tavrı olan bu muhteşem seslerin gerçek sahipleri kimler? 

Bu sorunun cevabı benim için önemli... Çünkü insan psikolojisinde ses tonunun ya da bir cümledeki vurgunun ne kadar güçlü bir etkiye sahip olduğu benim için tartışılmaz. Örneğin bir dublajdaki senkron tutsa dahi, sesler oyundaki karaktere oturmuyor ise film, sahte kalıyor. Hatta o derece ki, bu olumsuzluk yüzünden izlediğim dünyaya girememe olasılığım son derece yüksek ve bu durum benim için dublajlı izlediğim film oscarlık dahi olsa ‘kötü film’e kadar gidebilir. Ya da bir reklam filmindeki ses benim için o kadar önemlidir ki satın alma kararımı o sese duyduğum güven belirler...

Çocukluğumda siyah beyaz filmleri televizyondan tek kanallı TRT ekranlarından izlerken filmin sonunu hiç kaçırmazdım, o zaman kim kimi seslendirmiş listesi filmin ya da dizinin sonunda akardı. Bu görüntüsüz insanlar benim çocukluk kahramanlarımdı. Genel olarak sanatla, benim özelimde fotoğrafla ilgilenmeye başlayan insanlar hayalleri olan insanlardır ve benim de hayallerim var. Fotoğrafta belli bir aşamaya gelince proje yapmak kaçınılmaz oluyor ve bir proje yapmaya karar vermemle başladı her şey. Tabii ki seslerine hayran olduğum çocukluk kahramanlarımın yüzlerini de tanımak ilk aklıma gelen oldu. Kardeşim Nurcan GÜZEL ve yönetmen eşi Münir KARATAŞ’a bu projemi açtığımda Deniz’den bahsettiler ve proje ortağı olabileceğini konuştuk. Sonra Deniz’e projemi açtım ve Deniz de o dönemde fotoğrafla yoğun ilgileniyordu, seve seve kabul etti ve yola koyulduk.

Beraber seslendirme ustalarını araştırdık ve bulduk, seslendirme stüdyolarına girdik, onları izledik ve fotoğrafladık. Sevgi ve saygı duyduğumuz bu gizli kahramanlara kamera arkasında değil, önünde yer verdik. Sonuç olarak, birbirinden farklı karakteristik özelliğe sahip çok özel sese ait portreden oluşan, 149 kişilik bir portfolyomuz oldu. 

Amacımız, bu portre serisini mümkün olduğunca çok mekanda sergilemek. Ardından, kahramanlarımızı bir kitapta toplayarak, kitap severlerle tanıştırmak. Hatta ses ve fotoğraf üzerine kurgulanmış bir web sitesini bu adreste açarak, onların kendi hikayelerine ve yaşamlarında önemsedikleri tüm detaylara yer vermek idi yola koyulurken. Ve hatta kayda değer, komik, ilginç ya da farklı seslendirme hikayelerini bir belgesel projesi ile ölümsüzleştirmek ne güzel olacaktı... Antalya Film Festivali’nde açılış sergisi olması, kitaplaşması ile kahramanlarıma borcumu ödeyebilmiş olmak beni çok mutlu ediyor. Bu vesileyle kocaman bir teşekkür de projemize inanana, destek veren ve festival kapsamına alınmasını sağlayan sevgili Elif DAĞDEVİREN’e…

Biz bu iş için zamanımızı ve emeğimizi keyifle ortaya koyduk. Umarım siz de keyifle okur, seslerini duyduğunuz kahramanlarımızı artık görüntüleriyle de tanımanın keyfiyle onları onurlandırmış olursunuz.

Sevgilerimle…